“Helaller bellidir, haramlar da bellidir''

“İlim aramak için bir tarafa yönelen kimseye Allah,cennet yolunu kolaylaştırır.”
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Muhaddis Alim Buharinin Itikadı.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aslanyurek
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 114
Kayıt tarihi : 07/01/09
Yaş : 27
Nerden : antalyadan

MesajKonu: Muhaddis Alim Buharinin Itikadı.   Çarş. Ocak 07, 2009 5:06 pm

Buhari Kimdir?

(İmam, İslam'ın bilgini, Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. el-Muğira b. Berdizbe el-Buhârî. Cu'felilerin mevlası olup Sahih'in ve daha başka eserlerin sahibidir. 194 h. yılında dünyaya gelmiştir. İlim hazinelerinden birisi idi. Ateş gibi bir zekası vardı. Ondan sonra onun gibi bir kimse gelmedi.
İbn Vaddah ve Mekki b. Halef dedi ki:

Bizler Muhammed b. İsmail'i şöyle derken dinledik:

Ben bin hatta daha fazla ilim adamından (hadis) yazdım, iman hem söz, hem ameldir demeyenlerden de hadis yazmadım.

İbn ishak er-Reyhani'den nakledildiğine göre Buhârî şöyle dermiş:

Ben "es-Sahih" adlı kitabımı onaltı yılda yazdım. Onu altıyüzbin hadis arasından çıkardım. Bu kitabı benimle Yüce Allah arasında bir hüccet kıldım.

Abdullah b. Ahmed b. Hanbel dedi ki:

Babamı şöyle derken dinledim:

Horasan Muhammed b. İsmail el-Buhârî gibisini çıkartmamıştır. Yüce Allah'ın rahmetine gark olmasını niyaz ettiğimiz bu yüce imam ramazan bayramı gecesi yatsı namazı sıralarında vefat etti. Ramazan bayramı birinci günü öğleden sonra (256 h.) yılında defnedildi. (Şezerâtu'z-Zeheb, II, 134, 135, 136)

(Şerhu Usuli itikadi Ehli's-Sunne, II, 193)


Buhari'nin (r.aleyh) Akidesi

Lâlekâî dedi ki:

Bize Ahmed b. Muhammed b. Hafs el-Herevî haber verdi dedi ki:

Bize Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Seleme anlattı dedi ki:

Bize Ebu'l-Huseyn b. Muhammed b. İmran b. Musa el-Cürcanî anlattı dedi ki:

Ben Ebu Muhammed Ab-du'r-Rahman b. Muhammed b. Abdu'r-Rahman el-Buhârî'yi -Şaş'da- şöyle derken dinledim:

Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail el-Buhârî'yi şöyle derken dinledim:

Hicaz, Mekke, Medine, Küfe, Basra, Vasıt, Bağdad, Şam ve Mısır ilim ehlinden binden fazla kişi ile karşılaştım. Onlarla birkaç yıl aralıkla defalarca, sonra yine defalarca görüştüm.

Kırkaltı yıldan daha fazla bir süreden beri onlar henüz çok sayıda mevcutken birkaç sene içinde Şamlılarla, Mısır ve Cezirelilerle iki defa, Basralılarla dört defa görüştüm. Hicazda altı yıl kaldım.

Horasan ehli hadis alimleriyle Kûfe'ye ve Bağdad'a kaç defa girdiğimin sayısını bilemiyorum. Mekki b. İbrahim, Yahya b. Yahya, Ali b. el-Hasen b. Şakik, Kuteybe b. Said ve Şihab b. Ma'mer bunlardandır.

Şam'da; Muhammed b. Yusuf el-Firyâbî, Ebu Mushir Abdu'l-A'lâ b. Mushir, Ebu Muğire Abdu'l-Kuddus b. el-Heccac, Ebu'l-Yeman el-Hakem b. Nafi ile ve onlardan sonra pek çok kimse ile karşılaştım.

Mısır'da; Yahya b. Kesir, Leys b. Sa'd'ın kâtibi Ebu Salih, Said b. Ebi Meryem, Esbağ b. el-Ferh ve Nuaym b. Hammad ile görüştüm.

Mekke'de; Abdullah b. Yezid el-Mukrî el-Humeydî, Mekke kadısı Süleyman b. Harb ve Ahmed b. Muhammed el-Ezrakî ile

Medine'de; İsmail b. Ebi Uveys, Mutarrif b. Abdullah, Abdullah b. Nifâ ez-Zubeyrî, Ahmed b. Ebi Bekr Ebu Mus'ab ez-Zuhrî, İbrahim b. Hamza ez-Zübeyrî ve İbrahim b. el-Munzir el-Hizâmî ile.

Basra'da; Ebu Asım ed-Dahhak b. Mahled eş-Şeybanî, Ebu'l-Velid b. Hişam b. Abdu'l-Melik, el-Haccac b. el-Minhal ve Ali b. Abdullah b. Cafer el-Medeni ile.

Kûfe'de; Ebu Nuaym el-Fadl b. Dukeyn, Ubeydullah b. Musa, Ahmed b. Yunus, Kabisa b. Ukbe, İbn Numeyr, Ebu Şeybe'nin iki oğlu Abdullah ve Osman ile.

Bağdad'da; Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Main, Ebu Ma'mer, Ebu Hayseme ve Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam ile,

Cezire halkından; Amr b. Halid el-Harranî ile.

Vasıt'te; Amr b. Amr ve Asım b. Ali b. Asım ile.

Merv'de; Sadaka b. el-Fadl ve İshak b. İbrahim el-Hanzalî ile karşılaştım.

Bunların ismini vermekle yetinmemizin sebebi sözü kısa kesmek ve uzayıp gitmemesi içindir. Ben onlardan herhangi bir kimsenin aşağıda kaydedeceğim hususlarda farklı bir kanaate sahip olduğunu görmedim:

Din hem söz, hem ameldir.

Bunun sebebi de Yüce Allah'ın şu buyruğudur:

"Halbuki onları onun dininde ihlâs sahipleri ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekâtı vermelerinden başkası ile emrolunmadılar. Dosdoğru din işte budur." (Beyyine, 98/5)Kur'ân Allah'ın kelâmıdır ve mahluk değildir. Çünkü şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz Rabbiniz o Allah'tır. Gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arşa istiva etti. Geceyi durmadan kovaladığı gündüze bürür o. Güneşi, ayı ve yıldızları emriyle ram eden odur." (Araf, 7/54)

Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail dedi ki:

İbn Uyeyne dedi ki:

Yüce Allah yaratmanın emirden olduğunu beyan etmektedir. Çünkü o şöyle buyurmuştur:

"İyi bilin ki yaratma da, emretme de yalnız onundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın ne yücedir." (Araf, 7/54)

Hayır ve şer bir kader sebebiyle meydana gelir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Deki: "Sabahın Rabbine sığınırım; yarattığı şeylerin şerrinden." (Felak, 113/1-2)

Yine Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Halbuki sizi de, yapıp ettiklerinizi de Allah yaratmıştır." (Sâffât, 37/96)

Yine o şöyle buyurmaktadır:

"Çünkü biz her şeyi bir kader ile yarattık." (Kamer, 54/49)

Yine bunlar (karşılaştığım ilim adamları) herhangi bir günah sebebiyle kıble ehlinden hiç kimseyi tekfir etmiyorlardı. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını da dilediğine bağışlar." (Nisa, 4/48)

Onlardan herhangi birisinin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabına dil uzattığını da görmedim.

Âişe radiyallahu anha dedi ki: Onlara (mü'minlere), onlara (ashaba) mağfiret dilemeleri emrolunmuştur. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Onlardan sonra gelenler derler ki: 'Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi mağfiret eyle! Kalblerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz ki sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." (Haşr, 57/10)

Yine bu karşılaştığım zatlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ve ashabının işlemedikleri bid'atlerden alıkoyuyorlardı. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın ipine topluca sarılın. Ayrılıp dağılmayın." (Al-i İmran, 3/104);

"Ona itaat ederseniz hidayet bulursunuz." (Nur, 24/54)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ve ona uyanların izledikleri yolu izlemeyi teşvik ediyorlardı. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun, başka yollara uymayın. Sonra sizi onun yolundan ayırırlar. İşte sakınasınız diye Allah size bunları tavsiye etti." (Enam, 6/153)

Yönetim sahipleri ile çekişmemeyi de öğütlüyorlardı. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Müslüman kimsenin kalbi şu üç haslete sahip olmaktan geri kalmaz: Ameli sadece Allah için ihlasla yapmak, veliyyu'l-emr olan kimselere itaat etmek ve onların cemaatlerinden ayrılmamak. Çünkü onların davetleri (duaları) öbürlerini arkalarından kuşatır."

Daha sonra bunu şu buyruklarıyla daha da pekiştirmektedir:

"Allah'a itaat ediniz, rasûle itaat ediniz ve sizden olan emir sahiplerine de." (Nisa, 4/59)

Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetine karşı kılıç çekileceği görüşünü taşımamalıdır.

el-Fudayl dedi ki:

Eğer benim kabul edileceğini bildiğim bir duam olsaydı ben onu ancak yönetici hakkında yapardım. Çünkü yönetici düzeldi mi ülke ve kullar da güvenliğe erişir.

İbnu'l-Mubarek dedi ki:

Ey hayırı öğreten kişi, böyle bir şeye senden başka kim cesaret edebilir?

Hariciler itaatin dışına çıkmış kimselerdir.

Kur'ân'ın mahluk olduğunu iddia eden bir kimse Allah -sûbhanehû ve Tealâ'yı-, kişiyi dinden çıkartacak şekilde inkar etmiş bir kafir olur. Meseleyi anlayan kimselerden olup, böyle birisinin kafir oluşunda şüphe eden bir kimse de kâfir olur.

Allah'ın kelâmı hakkında şüphe edip, şüpheli bir tutum takınarak o yaratılmış mıdır, değil midir bilemiyorum diyen bir kimse cehmiyyedendir.

Kur'ân hakkında cahilliğinden ötürü kararsız kalan bir kimseye öğretilir, bid'atçi olduğu kabul edilir fakat tekfir edilmez.

Benim Kur'ân'ı telaffuz etmem mahluktur diyen; yahutta Kur'ân'ı benim telaffuz edişim mahluktur diyen cehmiyyedendir.

Ebu Muhammed dedi ki:

Babamı şöyle derken dinledim:

"Bid'at ehlinin" alameti eser ehline dil uzatmaktır.

"Zındıkların" alameti ehl-i sünnete -eserleri geçersiz kılmak maksadı ile- "haşviyye" adını vermeleridir.

"Cehmiyyenin" alameti ehl-i sünnete "müşebbihe" adını vermeleridir.

"Kaderiyyenin" alameti ehl-i sünnete, "muhalife ve noksaniye" adını vermeleridir.

"Rafızîlerin" alameti ehl-i sünnete "nâsıbî" demeleridir.

Ehl-i sünnete ancak tek bir isim yaraşır. Bu isimlerin onları bir nokta etrafında toplamaları imkânsız bir şeydir."







--------------------

İbrahimi kavga meydanları...!



Ey tağutun neferi,
mermin gelsin göğsüme..
Biz ölüme and içtik,senin göz dağın kime ?


-JİHAD FOR ALLAH-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ilahibirlik.forumr.biz
 
Muhaddis Alim Buharinin Itikadı.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
“Helaller bellidir, haramlar da bellidir'' :: İSLAMİ KONULAR :: .·[ GENEL ]·.-
Buraya geçin: